29 01 2014

Hadisler müzakere edilerek daha çabuk ezberlenebilir!

Hadisler müzakere edilerek daha çabuk ezberlenebilir! |  görsel 1

Hadis öğrenmek ve ezberlemek Allah Resulü`nü tanımayı, dolayısıyla da örnek almayı sağlar. Prof. Dr. Osman Güner, müzakere ile hadislerin kolay ezberlenebileceğini söyledi. Ezber için öncelikle ibadet ve ahlakî konuları içeren hadisler seçilebilir. Hadis, Hz. Peygamber Efendimiz`in (sas) sünnetini öğreten bilgi hazinesidir. Onları öğrenmek, ezberlemek Allah Resulü`nü daha iyi tanıma dolayısıyla da örnek almayı sağlar. Ezberlemenin en kolay yolu ise önce hadis-i şerifleri başkalarıyla müzakere etmekten geçiyor. On Dokuz Mayıs Üniversitesi İlâhiyat Fakültesi Hadis Anabilim Dalı`ndan Prof. Dr. Osman Güner, sahabe efendilerimizin de hadisleri kendi aralarında sürekli müzakere ederek hafızalarına iyice yerleştirdiklerini söylüyor. Güner, hadisler ezberlenirken onları Peygamberimiz`in en kıymetli mirası ve emaneti olarak görmenin ve sahabe gibi bir aşk ve iştiyaka sahip olmanın çok önemli olduğunu belirtiyor. Güner, hadislerin ezberlenmesi sırasında vukufiyet sahibi kişilerin huzurunda önce hadislerin doğru bir şekilde okunup müzakere edilmesi ve sonrasında da hayatı onların nurlu düsturlarına göre tanzim ederek benliğin bir derinliği haline getirmenin hadislere karşı bir vazife olduğunu aktarıyor. Hadis ezberlerken onun ne mana ifade ettiğini anlayıp idrak etmek, gerekli mesajı aldıktan sonra da kalıcı hale gelmesini sağlamak için ezberlemenin önemli olduğunu dile getiren Güner, "Sadece metnini koruyup mana ve muhtevasından haberdar olmamak, hadislerden beklenen neticeyi almaya mani bir durumdur. Metnini ezberlemek de ona karşı bir saygı ve edebin bir ifadesidir, lakin aslolan Efendimiz`in (sas) bizlere vermek istediği mesajın kavranması ve hayatımıza hayat kılınmasıdır." diyor. Müzakere edildikten sonraki diğer aşama ... Devamı

29 01 2014

Yavuz Bahadıroğlu'nun Kaleminden!

Yavuz Bahadıroğlunun Kaleminden! |  görsel 1

“Ben gelmedim kavga için/ Benim işim sevgi işi; “Aşkın evi gönüllerdir/ Gönüller yapmaya geldim.” Yunus’un “sevgi” ve “aşk” üzerine deyişleri ne kadar masum, ne kadar temiz, ne kadar saf. Bir buna bakın, bir de şimdiki “sevgi” ve “aşk” söylemlerine. Aralarında dağlar var. Yunus’un “gönüller yapma” ifadesi ile özetlediği âlemin temelinde “şefkat”, “merhamet”, “hoşgörü” gibi dünyalar var. Biz bu dünyaları unuttuk. Unutmasaydık kendimizi “kıyafet kavgası”na kaptırıp tüketir miydik? “Şefkat”, “merhamet”, “hoşgörü” eksenli olarak “gönüller yapma” düşüncesinden soyutlanmış “aşk”tan geriye sadece cinsellik kalır! Magazin programlarına bakarsanız, ne demek istediğimi daha rahat anlarsınız. • Batı Medeniyeti, bence, 14 Şubat gününü “Sevgililer Günü” ihdas ederek dünya ile dalgasını geçiyor! Yoksa hangi sevgi? Alman dazlaklar coşkun sevgilerinden mi Türkleri cayır cayır yakıyor!.. Avrupa Birliği ülkeleri 40 bin insanımızın katillerine Türkiye sevgisinden mi hâlâ kol-kanat geriyor… Amerika Birleşik Devletleri Afganistan’ı, Irak’ı derin sevgisinden mi içine çekmiş bırakmıyor?.. Aynı “sevgi” dürtüklemesiyle mi kimi zaman Suriye’ye, kimi zaman İran’a “kur” yapıyor! İsrail uçakları, tanklarıyla hemen her gün Filistin topraklarını sevgisinden mi ziyaret ediyor! “Sevgi” ile “Batı”yı yan yana düşünmek bile imkânsız. Peki o zaman nedir bu &l... Devamı

29 01 2014

Üniversite Mezunu Ev hanımları ne yapsın?

Üniversite Mezunu Ev hanımları ne yapsın? |  görsel 1

Aslında “bay” lafı gibi, “bayan” lafını da sevmiyorum, ama ne diyeceğimi de doğrusu pek kestiremiyorum. “Hanım” ya da “hanımefendi” desem “hah, bu da dincilerden” anlamını içeren peşin hükümler çıkıveriyor karşıma; “kadın” desem nezaket anlayışıma pek sığmıyor...  “Kavga toplumu” bağlamında, kelimeleri bile mermi yapıp beynimizin namlusuna sürmüşüz. Dilimiz “tetik” konumunda...  Ağzımızı açmadan düşüneceğimiz en önemli şey “hakkı söylemek” olmalı iken, sadece karşı fikrin sahibini yerlere vurmak için ağzımızı açıyoruz.  Ve “kavram kargaşası” içinde neyin ne olduğunu pek de fark etmeden, incir çekirdeğini dahi doldurmayan yapay gündemlerde vuruşup gidiyoruz...  Tabii, bu durumda gerçek sorunlar çözümsüz kalıyor. Çözümsüz sorunların yumağına dolanan yürekler çözülüyor, çöküyor, hatta çürüyor.  Bunca sözden sonra bile ilk cümleyi bulabilmiş değilim. En iyisi okurumun kendi cümlesini aynen almak. Diyor ki:  “Ben üniversite mezunu bir ev hanımıyım. Üniversite mezunu ev hanımlarına yönelik düşüncelerinizi merak ediyorum. Köşenizde yayınlar mısınız?”  Bence üniversite mezunu ev hanımları daha çok mağdur. Neden derseniz, ne diplomalarını unutup “hanım-hanımcık” vaziyetlerde eve sığışabiliyorlar ne de çalışma hayatına girebiliyorlar...  Aldıkları eğitim çalışmalarını gerektiriyor, ama yaptıkları “mazbut” evlilikler evde oturmalarını zorunlu kılıyor...  Bu durumda ya aile (koca, kaynana, ka... Devamı

29 01 2014

İlmin Fazileti

İlmin Fazileti |  görsel 1

İlmin Fazileti İlim ile marifet, imanın tahkîkî olmasına vesile oldukları gibi, ilme’l yakinden ayne’l yakin mertebesine, hatta araştırma yapan bütün ehl-i tahkikin ittifakıyla sabit olan ve şeytanın elinin ulaşıp alamayacağı imanı hakka’l yakin derecesine çıkarmaları ve imanla kabre girmeye vesile olmaları ve Hadis-i Şerifte “Şeytan için (din ilimlerini bilen) bir fakih, bin ibâdet edenden daha şiddetlidir.” ifadesi de ilmin başta şeytan olmak üzere düşmana karşı ne derece tesirli bir silah ve sağlam bir kal’a ve kuvvetli bir zırh olduğunu gösterir. Muhakkak ki yer yüzünde bir halîfe yaratacağım.” meâlindeki âyet-i kerîmeden melekler, Allah’ın onlardan üstün ve fazîletli bir halife halk edeceğini anlamışlar. Zira halife tabiri ‘üstün sıfatlara sahip zât’ manasına gelir. Melekler (hayretlerinden), “Orada fesad çıkaracak ve orada kanlar dökecek bir kimse mi yaratacaksın? Hâlbuki biz hamdin ile seni tesbih ediyoruz ve takdis ediyoruz.” dediler. (Rabbin de onlara, başta kısa bir şekilde) “Şüphesiz ki sizin bilmeyeceğiniz şeyleri ben bilirim.” buyurdu. Daha sonra tafsillî ve ispat noktasında “Ve Âdeme her şeyin isimlerini öğretti. Sonra onları meleklere göstererek, ‘Eğer (iddianızda) doğru kimseler iseniz, haydi şunların isimlerini bana bildirin!’” âyetiyle onlara cevap verdi. (Bakara, 34) Bu ifadelerin gösterdikleri neticeye göre, Âdem (as)’ın fazîletinin sebebi, onun halifelik makamının gerektirdiği ‘ilmi’dir. Yani Âdem (as)’ın, meleklerin bilmediklerini bilmesidir. Ve ilmine binaen melekler, ona secde etmekle emrolunmuşlardır. Evet, bu hakîkatler ilmin fazîlet ve şerefi... Devamı

29 01 2014

Kur'an'ın anlaşılması konusuna dair...

Kuranın anlaşılması konusuna dair... |  görsel 1

1-KUR´ANIN ANLAŞILMASI KONUSUNA GENEL BİR BAKIŞ Sahabiler ve onları izleyen dinamik müslümanların Allah`ın Kitabını anlamadaki metodları, öyle sanıldığı gibi karmaşık, girift ve müşkil degildi. Onlar salt rabbani hidayete ulaşmak icin okuyorlardı. Sahabiler, Kur´anın anlaşılır ve tatbik edilir Kitap olduğuna baştan kesin olarak inanmışlardı. Esasen Kur`an kendisini, inmeye başladığı ilk günden itibaren böyle tanıtmıştı. Binanaleyh, sahip oldukları dil bilgileri, akıl ve zekaları, kültürleri ve gerçeğe olan tutkularıyla, okudukları Kur`an ayetlerini genellikle anlamaya çalışıyorlar, anlayamadıklarını birbirlerine, veya doğrudan Hz. Peygamber efendimize soruyorlardı. Günümüzde ve taklid anaforunun hakim olduğu dönemlerde , en çok gaflet edilen işte onların bu özellikleri olmuştur. Yani sahabiler ve onları izleyen ilk müslüman nesiller, önce bizzat kendileri anlamak için Kur`anı okuyorlar, bilmedikleri bir ayetle karşılaştıklarında bir bilene soruyorlardı. Halbuki sonraları insanlar, kural ve şartlarına uyarak bizzat Kur`anı okuyup anlayacakları yerde , önce Kur`an ayetleri hakkında nelerin söylendiğini okudular. Yani kendilerince alim saydıkları ancak hayatlarında hiç görmedikleri ve nasıl bir insan olduklarını bilmedikleri insanların kitaplarını okudular ve inanç sistemlerini bunlara göre oluşturdular. Buda hiçbir zaman Kur`ana uzanamamayı ve kişilerin kendi nefislerini Kur`an karşısında mükellef ve muhatab görmemeleri sonucunu doğurmuştur. 2-KURAN-I KERİM'İN ÖZELLİKLERİ الر تِلْكَ آيَاتُ الْكِتَابِ الْمُبِينِ {1} إِنَّا أَنزَلْنَاهُ قُرْآناً عَرَبِيّاً لَّعَلَّكُمْ تَعْقِلُونَ {2} 1-Elif. Lam. Ra. Bunlar, apaçık Kitab'ın ayetleridir. 2-Anlayasınız diye biz onu Arapça bir Kur'... Devamı

29 01 2014

Tesbihat ile ilgili Hadis-i Şerifler!

Tesbihat ile ilgili Hadis-i Şerifler! |  görsel 1

Bir gün başta Ebu Zer olmak üzere Muhacirlerin fakirleri Peygamberimize gelerek şöyle dediler: “Ya Resul! Varlık sahipleri yüksek dereceleri ve daimi nimetleri alıp gittiler. Çünkü onlar da bizim gibi namaz kılıyorlar, oruç tutuyorlar. Ancak onlar sadaka veriyor biz veremiyoruz, onlar köle azâd ediyor, biz edemiyoruz.” Peygamberimiz onlara şu müjdeyi verdi: “Ben size bir şey öğreteyim mi. Onunla sizi geçenlere yetişir, sizden sonrakileri de geçersiniz. Hem hiçbir kimse sizden daha faziletli olamaz; meğerki sizin yaptığınız gibi yapmış olsunlar. “Her namazdan sonra 33 kere “Sübhân”, 33 kere “Elhamdülillah”, 33 kere “Allahuekber” derseniz tamamı 99 eder; yüzün tamamında da ‘Lâilâhe illallâh vahdehûlâ şerîke leh, lehü’l- mülkü velehü’l- hamdü ve hüve alâ külli şey’in kadîr’ derseniz, günahlarınız denizin köpüğü kadar da olsa bağışlanır.” (Müslim-Mesacid 146) “Şeytan, namazda iken her birinize gelir, "Şunu şunu hatırla" der, ve namazdan çıkıncaya kadar devam eder. (Bu hatırlatmaların neticesi olarak) kişi bu tesbihatı terk bile eder.” (Tirmizi Daavât 25) "İmanınızı “Lâ ilâhe illâllah” ile yenileyiniz." (Müsned, 2:359; Hâkim, el-Müstedrek, 4:256; el-Heysemî, Mecmeu'z-Zevâid, 1:52) "Resülullah buyurdular ki: "Allah'ın celalinden zikrettiğiniz tesbih (Sübhan), tehlil (Lâ ilahe ill) ve tahmid (elhamdülillah) cümleleri A... Devamı

29 01 2014

Peygamber Efendimizin Duaları!

Peygamber Efendimizin Duaları! |  görsel 1

Sözlükte "çağırmak, seslenmek, istemek, yardım talep etmek" anlamına gelen dua, din literatüründe, insanın bütün benliğiyle Allah'a yönelerek maddî ve manevî isteklerini O'na arz etmesi demektir. Hayatını devam ettirmek isteyen bizlerin yaşam bulduğumuz bu dünyada her şeye muhtaç olduğumuz hepimizce malumdur. İhtiyaçlarınız ise, hem maddi hem de manevi alanda olmaktadır. Dua yaratılanın Yaratana halini arz etmesidir. Bu sebeple dua, kişinin kendi acizliğini ve muhtaçlığını hissetmesine vesile olmaktadır. Dua edildiği zaman Yüce Allah bu duaya icabet etmektedir. Bir ayette bu hususu bizlere şöyle bildirmektedir. وَإِذَا سَأَلَكَ عِبَادِي عَنِّي فَإِنِّي قَرِيبٌ أُجِيبُ دَعْوَةَ الدَّاعِ إِذَا دَعَانِ فَلْيَسْتَجِيبُواْ لِي وَلْيُؤْمِنُواْ بِي لَعَلَّهُمْ يَرْشُدُونَ “Kullarım, beni senden sorarlarsa, (bilsinler ki), gerçekten ben (onlara çok) yakınım. Bana dua edince, dua edenin duasına cevap veririm. O halde, doğru yolu bulmaları için benim davetime uysunlar, bana iman etsinler.” (Bakara, 2/186) Dua yapana değer kazandıran bur husustur. Nitekim Kur’an-ı Kerim’de şöyle bildirilmektedir. قُلْ مَا يَعْبَأُ بِكُمْ رَبِّي لَوْلَا دُعَاؤُكُمْ فَقَدْ كَذَّبْتُمْ فَسَوْفَ يَكُونُ لِزَاماً “Duanız olmasa Rabbim size ne diye değer versin! Siz yalanladınız. Öyle ise azap yakanızı bırakmayacak.”[1] Dua yapılırken dikkat edilmesi gereken en önemli husus dua edebidir. Bağırıp çağırarak, taşkınlık yaparak duada bulunmak kişiye hiçbir fayda getirmeyecektir. Çünkü Yüce Rabbimiz şöyle buyurmaktadır. ادْعُواْ رَبَّكُمْ تَضَرُّعًا وَخُفْيَةً إِنَّهُ لاَ يُحِبُّ الْمُعْتَدِينَ “Rabbinize yalvara yakara ve sessizce dua edin. Çünkü O haddi aşanla... Devamı

29 01 2014

Cebinizde bulunması gereken dualar!

Cebinizde bulunması gereken dualar! |  görsel 1

OTOBÜSTE GİDERKEN,YOLDA YÜRÜRKEN,BİR ARKADAŞINIZI BEKLERKEN VEYA BİR KÖŞEYE ÇEKİLMİŞ SESSİZCE OTURURKEN..HİÇ FARK ETMEZ.TÖVBE ETMEK İÇİN MEKANA,ZAMANA İHTİYAÇ YOKTUR.HER AN ELİNİZİN ALTINDA TUTABİLECEĞİNİZ PEYGAMBERLERDEN İSTİĞFAR VE DUA ÖRNEKLERİ,UMARIM İŞİNİZE YARAR..KAYNAKLARI İLE BİRLİKTE.UNUTMAYIN HER İNSANIN TEVBEYE İHTİYACI VARDIR !! ''Allah sizden yükümlülükleri hafifletmek istiyor.Çünkü insan zayıf yaratılmıştır.''-Nisa 4/28- ''İnsan hayra dua eder gibi şerre de dua eder.Çünkü insan çok acelecidir.''-İsra 17/11- ''Eğer ALLAH insanlara,onların hemen hayra kavuşmayı istedikleri gibi, şerri de acele verseydi,elbette onların ecellerine hükmolunurdu.İşte biz,bize kavuşmayı ummayanları,kendi azgınlıkları içinde bocalar halde bırakırız.''-Yunus 10/11- ''Şüphesiz insan ''helu'' olarak yaratılmıştır.Kendisine şer/kötülük dokunduğu zaman sızlanır.Ona bir hayır/nimet dokunduğunda da çok cimri olur.''-Mearic 70/19-21- ''İnsanlar, kendilerine bir rahmet tattırdığımız zaman buna sevinirler.Eğer kendi işledikleri şeyler sebebiyle başlarına bir kötülük gelirse,hemen ümitsizliğe düşerler.''-Rum 30/36 ''Ama kendisine dokunan bir sıkıntıdan sonra,ona bir nimet tattırırsak mutlaka,''kötülükler benden gitti''diyecektir.(Bir de bakmışsın ki)o şüphesiz şımarık ve böbürlenen biridir.''-Hud 11/10 ''İnsan,hayır istemekten usanmaz.Fakat başına bir kötülük gelince umutsuzluğa düşer,yıkılır.''-Fussilet 41/49 ''İnsan tartışmaya her şeyden çok düşkündür.''-Kehf 18/54 ''İnsanlardan kimi vardır ki,hiç bilgisi olmadığı halde... Devamı

29 01 2014

Resulullah (SAV)`ın dilinden dualar!

Resulullah (SAV)`ın dilinden dualar! |  görsel 1

Bu yazımızda Resulullah (SAV)`ın dilinden, belli bir vakte ve belli bir duruma özgü olmadan her vakitte okunması müstehap olan önemli duaları ele alacağız. Rahman ve Rahim olan Allah’ın adıyla...  Bu yazımızda Resulullah (SAV)`ın dilinden, belli bir vakte ve belli bir duruma özgü olmadan her vakitte okunması müstehap olan önemli duaları ele alacağız.  Hz. Aişe (R. Anha) diyor ki; Resulullah kapsamlı duaları sever, gerisini bırakırdı. (Ebu Davut)  Enes (RA) buyuruyor ki; Peygamber (sav)’in en çok yaptığı dua şudur;  Allahümme atina fiddünya haseneten vefil ahireti haseneten ve kına azabennar  “Allah’ım bize dünyada da iyilik, ahirette de iyilik ver.” (Buhari)  Abdullah bin Amr bin As (RA) diyor ki; Resulullah şöyle dua ederdi;  Allahümme ya musarrifel kulub sarrif kulubena ala taatike.  “Ey kalpleri çeviren Allah`ım, kalplerimizi ibadetine çevir.” (Müslim)  Ebu Musa el Eş’ari (RA) rivayet ediyor ki; Peygamber (SAV) şu duayı ederdi;  Allahümmağfirli hatieti ve cehli ve israfi fi emri, vema ente a`lemü bihi minni; Allahümmağfirli ma kaddemtü vema ahhartü vema esrertü vema a`lentü vema ente a`lemü bihi minni, entel mukadimü ve entel müahhirü veente ala külli şey`in kadir.  Allah`ım! Hatamı, cahilliğimi, aşırı işlerimi ve benden daha iyi bildiğin şeylerimi bağışla. Allah`ım, ciddiliğimi, şakamı, hatamı ve kasten yaptıklarımı bağışla. Bunların hepsi bende var. Allah`ım önceden yaptıklarımı, geriye bıraktıklarımı, gizlediklerimi, açıkladıklarım ve benden daha iyi bildiğim şeylerimi bağışla. Sen öncesin, sen sonrasın ve sen her şeye kadirsin.” (Buhari)  İbni Abbas (RA) diyor ki; Resulullah şöyle derdi;  Allah&uum... Devamı